Berk Tosun (Tıp Fakültesi 2016 Mezunu)
Üniversite seçim sürecinde ilk ve son gezdiğim üniversite Koç Üniversitesi idi. Rektörümüz ile konuştuktan, profesyonel ortamı ve kampüsü gördükten sonra ve KOÇ isminin verdiği güvenle ilk tercihim olmasında hiç tereddüt etmedim. Tıp eğitimimin ilk 3 senesi ve belki de hayatımın en güzel 3 senesi özgürlükçü, öğrenci yanlısı ve sadece eğitim alanında değil sosyal olarak da Türkiye’deki en iyi kampüs ortamını sunan ana kampüste geçti. Bu 3 sene içinde geniş bir yelpazeyi kapsayan farklı alanlarda dersler aldık, bizi hayata hazırlayan çok önemli ve memnun edici bir süreçti. Eğitimin yanında kürek takımı, dans takımı, kulüp başkan yardımcılığı, festival koordinatörlüğü gibi sosyal aktivitelerde yer aldım, madalyalar kazandım. Her Cuma günü yapılan tıp seminerlerinde alanında uzman kişiler konuşma yaparken tıp alanındaki bilgim ve genel kültürüm arttı. Akademik programın yanında aynı zamanda laboratuvarda gönüllü çalışmalarda bulunmamın ödülünü 2.sınıfta ilk makalemi yazarak almış oldum. Üniversitemizin maddi ve manevi desteğiyle Amerika’da beyin cerrahisine odaklanmış çok önemli bir deney laboratuvarında 2 ay süreyle araştırma faaliyetlerinde bulunduk. Bu tür imkanları başka bir üniversitede bulamayacağımı düşündüğüm için Koç Üniversitesi’ni tercih etmiştim ve haklı olduğumu uzun süre geçmeden görmüş oldum. 4. sınıfın sonunda Arkansas’ta ve 6. sınıfta Almanya’nın hatta Avrupa’nın en iyi el cerrahisi kliniğinde 1 ay staj yapma imkanı yakaladım. Almanya’daki stajım sonrasında aldığım teklifle aynı yerde devam ederek, 2017 yılının mayıs ayından beri temel cerrahi asistanlığı eğitimini gerçekleştiriyorum. Kliniğimize dünyanın farklı yerlerinden öğrenciler, asistan doktorlar, profesör doktorlar gözlem yapmaya geliyorlar ve ben aldığım dünya standartlarındaki kaliteli eğitim sayesinde hasta muayenelerinde, ameliyatlarda, tedavi planlamalarında ve teşhislerde doğru kararlar verebiliyorum.
Fakülte, öğrenci hangi alanda yoğunlaşmak istiyorsa tüm imkanları sağlayıp bu desteği daima kişiye özel olarak birebir veriyor. Tüm bunlar, tercihimin ne kadar doğru olduğunu yeniden kanıtlamış oldu. Er ya da geç Koç Üniversitesi’ne geri dönüp deneyimlerimi yeni öğrencilere aktarmayı çok isterim. Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin en güçlü yanlarından biri, az öğrenciyle eğitim yapıp öğrenci-hoca ilişkisinin gönül bağına dönüşmesidir.

 

 

Ecem Esencan (Tıp Fakültesi 2016 Mezunu)
Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin ilk mezunlarından biriyim, şimdi Yale Üniversitesi’nde post-doc olarak çalışıyorum. Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki ilk yıllarımda araştırmanın önemini, araştırma sonuçlarının klinik bilgiye nasıl dönüştürüleceğini ve en önemlisi soru sormayı öğrenmiş olmam; bu pozisyona kabul edilmemi, ardından hızlı şekilde araştırma yapmaya ve makale yazmaya başlamamı sağlayan en önemli etmenlerden bir tanesiydi. 2018 Kasım ayında Yale Üniversitesi’ndeki hocamla birlikte Koç Üniversitesi’ne gelip Orta Doğu’dan gelen araştırmacılara soru sormayı ve belli deneylerin nasıl yapıldığını anlattık. KUTTAM’da ders verdim. Öğrenci olduğum üniversitede ders vermek çok keyifli ve gurur verici. Fakültenin ilk öğrencileri olmak bir risk olsa da, sunduğu hiçbir yerde olmayan olanakları ve akademisyen kadrosunu inceleyince sonucun iyi olacağını biliyordum. Her dersten sonra hocalarımız bizden geribildirim alıp her şeyin nasıl daha iyi olabileceğini araştırıyordu, eğitim sistemi çok dinamik ve verimliydi. Bu gelişmeleri gördükçe, 6.sınıfa geldiğimde keşke yeniden 1.sınıftan başlayabilsem diyordum. Hocalarımızla biz bir aile gibiydik. Hem klinik öncesi hem de klinik eğitimde birebir çalışma imkanımız oldu. Şimdi başka kurumlara gittiğimizde hepimiz öğrenci-hoca ilişkisinin nasıl olabileceğini bildiğimiz için bunun eksikliğini yaşıyoruz.
Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi 100 yıllık köklü üniversiteler gibi pes etmemiş, yılmamış, yorulmamış ve gelişmeyen bir fakülteye dönüşmeden; şimdiki gibi dinamik olmaya ve değerlerine sahip çıkmaya devam ettiği sürece en iyi tıp fakültesi olmaya devam edecek.

 

Mustafa Mert Metin (Tıp Fakültesi 2016 Mezunu)
Hayatımın en büyük dönüm noktalarından biri Koç Üniversitesi’ni tercih etmemle başladı. Verdiği eğitimin yanı sıra, üniversite yıllarını benim için her zaman özlemle anmama sebep olan arkadaşlarımdı. Beraber mezun olduğum sınıf arkadaşlarım, yanındakilerin gelişimlerini kendi gelişimleri kadar önemsediği için her birinin hayatıma kattığı değer ölçülemez düzeyde.
Üniversite’nin ilk üç yılını Rumelifeneri Kampüsü’nde geçirmeniz, diğer Tıp fakültelerine göre daha zengin ve renkli bir üniversite hayatı geçirmenizin yanında çok yönlü bir birey olmanızı da sağlıyor. Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bir tıp öğrencisi, aynı zamanda amatör radyocu, yeni gelen öğrencilerin mentor’u ve laboratuvardaki araştırmacı olabiliyor. Koç Üniversitesi’ni kazanan herkese yeni ufuklar keşfetmelerini öneririm.

 

 

Ecem Özyaprak (Tıp Fakültesi 2017 Mezunu)
Üniversite yılları insanın artık geri dönülemez biçimde kendisine dönüştüğü yıllara denk gelir. Bu dönüşümü burada yaşadığım için minnettarım. Koç Üniversitesi ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi beni hem sosyal hem bilimsel hem de insani olarak olabileceğimi düşündüğümden daha iyi bir noktaya getirdi.

 

 

Mehmet Fatih Çamlı (Tıp Fakültesi ve İşletme Bölümü Çift Anadal Programı 2018 Mezunu)
2012 yılı tercih döneminde bölümler arası karar vermeye çalışırken “Tıp okuyacaksam Koç’ta okurum” demiştim. Bunun nedeni Koç Üniversitesi’nin günümüz dünyasında giderek önemini arttıran hatta bir zorunluluk haline gelen multidisipliner yaklaşımıydı. Tıp gibi köklü geleneklere sahip bir mesleği geleceğe taşımak için gereken de bu tarz bir yaklaşımdı. Koç’taki öğrenim hayatımda farklı akademisyenlerin araştırmalarına katıldım ve inceleme fırsatı buldum. Bunun yanısıra Yaşayan Kütüphane, Eğitim Gönüllüleri ve basketbol takımı gibi sosyal kulüplerde de çalıştım. Yurtdışına gidip hayatımla ilgili farklı seçenekleri yaşayarak değerlendirme fırsatı edindim. İşletme ile çift anadal yaparak doktorların da girişimci, yönetici olarak rol aldığı bir dünyaya kendimi hazırladım. Yoğun, eğlenceli ve unutulmaz 6 senenin sonunda Plastik Cerrahi asistanlığına başladım. Kısacası Koç Üniversitesi sayesinde elime geçen bir doktor olmanın yanında farklı alanlarda kendimi yetiştirme ve vizyonumu genişletme fırsatlarını en iyi şekilde değerlendirmeye çalıştım.